Araştırma hakkında
Rapor iki araştırmaya dayanıyor. İlki, Veri Enstitüsü'nün Türkiye genelinde 1.200 kişiyle yaptığı "MediaCat Türkiye'nin Yaratıcılıkla İlişkisi" araştırması. Toplumun yaratıcılığa nasıl baktığını ölçüyor. İkincisi, BAREM'in 799 çalışanla yaptığı "Türkiye'nin Kurumlarında Yaratıcı İklim" araştırması. Bu da iş yerlerine bakıyor. İlk sonuçları Kapital Media Group Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan, Brand Week Istanbul'da sundu. Birinci araştırmanın sonuçları MediaCat'in Kasım sayısında, ikincisininki Aralık sayısında yer alıyor.
Raporun genel sonucu şöyle: Türkiye'de yaratıcılık var, ama fark edilmesi, gelişmesi ve hayata geçmesi zor. Bu dosyada nedenlerini altı soruyla açtık.
Türkiye kendini neden yaratıcı bulmuyor?
Son bir yılı düşünelim. Katılımcıların %88'i bozulan bir şeyi kendisi onarmış ya da bir işi öğretildiğinden farklı yapmış. %85'i eksik bir malzemenin yerine başka bir şey koyup işini bitirmiş. %80'i kendi eliyle bir şey üretmiş. Bunlardan en az birini yapanlar %99. Peki kendini yaratıcı bulanlar? Yalnızca %41.

Pelin Özkan bu farkı şöyle açıklıyor: Yaratıcılığı yaptığımız bir şey olarak değil, bazı insanlara özgü bir yetenek olarak görüyoruz. Nitekim katılımcıların %50'si yaratıcılığın doğuştan geldiğine inanıyor. Sonradan öğrenilebileceğini düşünenler yalnızca %10.
Örnek: Hangi meslekleri yaratıcı buluyoruz? İlk üç sırada sanatçı (%81), yazılımcı (%76) ve reklamcı (%75) var. Öğretmen %53, tornacı %48, küçük esnaf %34, devlet memuru %18 ile geride kalıyor. Oysa bozulanı onarmak, eldekiyle idare etmek gibi gündelik beceriler, listenin alt sıralarındaki işlere daha yakın.

Merak ediyorsak neden risk almıyoruz?
Katılımcıların %64'ü alışık olmadığı şeyleri merak ediyor. Ama %68'i garanti olanı seçiyor. Yeni şeyler denemekten de kaçmıyoruz: %56'sı sonucu belli olmasa da yeni şeyler denediğini söylüyor. Yine de risk almayı başkalarına yakıştırıyoruz. Yaratıcı bir insanı anlatırken %37'si "risk alan", %25'i "hayalperest" diyor. Kendini anlatırken bu oranlar %14 ve %9'a iniyor. Kendimiz için en çok seçtiğimiz kelime ise %43 ile "gerçekçi".

Örnek: Risk alıp kaybeden birine ailesinde "Ben sana dememiş miydim?" dendiğini söyleyenler %60. Güvenli işini bırakıp belirsiz bir yola giren birinin desteklendiğini söyleyenler ise yalnızca %28.
Örnek: Çocuğu ressam, müzisyen ya da yazar olmak istese ona doğrudan "vazgeç" diyecek olanlar yalnızca %3. Ama %55'i, çocuğun önce düzenli gelir getiren bir iş bulmasını, yaratıcılığını bunun yanında sürdürmesini istiyor. Anne babaların çocuklarında en çok görmek istediği özellik %82 ile iyi terbiye ve görgü. Hayal gücü %25 ile sondan ikinci sırada, bağımsızlık %11 ile en sonda.
Kendi işini kurmakta da durum benzer. Neredeyse her iki kişiden biri kendi işini kurmayı düşünmüş ama adım atmamış. İşini kurup hâlâ sürdürenler ise %6. Pelin Özkan'a göre insanlara "daha cesur olun" demek çözüm değil. Değişmesi gereken, başarıya ve başarısızlığa bakışımız. Yalnızca varılan sonuca bakmak yerine, o yolda bulunanlara ve öğrenilenlere de değer vermek gerekiyor.
Yaratıcılık nereden besleniyor?
Katılımcılara göre yaratıcılığın en önemli kaynağı kriz anında çözüm üretmek (%43). En büyük engeli de ekonomik kaygılar; onun oranı da %43. Zanaat birikimini ilham kaynağı sayanlar %20, hikâye anlatma geleneğini sayanlar yalnızca %7.

Yani yaratıcılığımız çoğunlukla bir sorunla karşılaşınca, imkânlar daralınca devreye giriyor. Pelin Özkan bunu duvardaki yangın söndürücüye benzetiyor: Camı ancak yangın çıkınca kırılıyor. Kriz yaratıcılığı hızlandırıyor ve insanı dayanıklı kılıyor. Ama bu deneyim birikime dönüşmezse her yeni krizde sıfırdan başlıyoruz.
Gençler farklı mı?
Evet. Gençler kendini çok daha sık hayalperest ve risk alan biri olarak görüyor. 18-29 yaş grubunun %27'si kendini hayalperest olarak tanımlıyor; 50 yaş üstünde bu oran %2. Kendini risk alan biri olarak görenler gençlerde %25, 50 yaş üstünde %6. Son bir yılda işini yürütmek için birkaç kez ya da daha sık kural esnettiğini söyleyenler gençlerde %57, 50 yaş üstünde %34.

Gençler hayal kurduğu kadar kriz de çözüyor. Yaratıcılığı en çok kriz anında çözüm üretmenin beslediğini düşünenler gençlerde %61, 30-49 yaş grubunda %35. Pelin Özkan'ın yorumu: "Hayal kuran bir kuşak var. Ama gençlerin hayal gücünü yalnızca zorluklarla baş etme becerisine dönüştürüyoruz ve ne yazık ki geleceğin imkanlarını da sınırlamış oluyoruz."
Kadınlardan beklenen yaratıcılık iş yerinde karşılık buluyor mu?
Kadınlardan daha çok yaratıcılık bekleniyor. Evi ve aile bütçesini yöneten bir kadını yaratıcı bulanlar %63, aynı işi yapan bir erkeği yaratıcı bulanlar %50. İş hayatında da öyle: Çalışan kadınların yarısı işinde yaratıcı olmasının beklendiğini söylüyor; erkeklerde bu oran üçte bir civarında. Ekibindeki çoğu kişinin işini içten gelerek yaptığını söyleyenler de kadınlarda daha fazla: %49'a karşı %31.
Ama yeni fikirlere tanınan alanda durum tersine dönüyor. "Kimsenin daha önce denemediği yollar burada ciddiye alınır" diyen erkekler %54, kadınlar %37. Planlanmamış bir fikri denemek için zaman bulabildiğini söyleyen erkekler %71, kadınlar %57.

Pelin Özkan'ın deyişiyle: "Kadınlardan yaratıcılık bekliyoruz ama bu yaratıcılığın ortaya çıkması için gerekli koşulları aynı ölçüde sunmuyoruz."
Türkiye kendi yaratıcılığına hangi notu veriyor?
Katılımcılardan Türkiye'nin yaratıcılığını tek kelimeyle anlatmaları istendi. En çok seçilen kelime "pratik" oldu. Onu "zeka", "yok" ve "cesaret" izledi. Katılımcıların %28'i olumlu, %21'i olumsuz bir kelime seçti. Pelin Özkan'a göre "pratik" işe yarayanı, hızlı ve yeterli olanı anlatıyor; sıra dışı olanı anlatmıyor.
Dünyayla kıyaslayınca kendimize güvenimiz daha da azalıyor. Türkiye'yi dünyadan daha az yaratıcı bulanlar %47. Türkiye'den çıkan bir işin dünyada beğenilmesine şaşıracağını söyleyenler %43. Türkiye'yi dünyayla aşağı yukarı aynı düzeyde görenler ise yalnızca %14.

Vaka: Hezarfen'in uçuşundan sonra ne oldu?
Pelin Özkan sunumunda Hezarfen Ahmed Çelebi'nin hikâyesini de anlattı.
Yıl 17. yüzyıl, yer İstanbul. Hezarfen Ahmed Çelebi Galata Kulesi'nin tepesine çıkar ve kendini rüzgâra bırakır. Anlatılana göre Boğaz'ın üstünden süzülerek karşı kıyıya, Üsküdar'daki Doğancılar'a iner. Kuleyle iniş yeri arasında 3.200 metre vardır.
Uçuşu Sarayburnu'ndaki Sinan Paşa Köşkü'nden izleyen biri vardır: Padişah IV. Murat. Önce Hezarfen'e bir kese altın verir. Ama hikâye ödülle bitmez. Özkan'ın aktardığına göre padişah hemen ardından şöyle der: "Bu adam korkulacak bir adamdır. Her ne murad etse elinden gelir. Böyle kimselerin burada kalması uygun değildir." Ve Hezarfen'i Cezayir'e sürgün eder.
Bu hikâyeyi bugün Evliya Çelebi'nin Seyahatnâme'si sayesinde biliyoruz. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Hezarfen hakkında bilinenlerin tek kaynağı bu kitap. Ansiklopedi, böyle bir uçuşun kuşlar gibi kanat çırparak yapılamayacağını, ancak hava akımıyla süzülen basit bir planörle mümkün olabileceğini de yazıyor.
Aradan yüzyıllar geçti. Raporda bu hikâyeyi hatırlatan iki rakam var. Katılımcıların %60'ı farklı düşünen birinin bunun bedelini ödediğine inanıyor. %47'si de yaratıcılığını tam kullanmak isteyen birinin yurt dışına gitmesi gerektiğini düşünüyor.
Özkan'a göre Türkiye kriz anlarında havalanmayı biliyor. Mesele, bu beceriyi kalıcı bir güce dönüştürmek. Salondaki karar vericilere şu soruyu bıraktı: "Rüzgara karşı havalananlar yine yalnızlığa mı mahkûm edilecek, yoksa onlara inebilecekleri güvenli pistler mi inşa edilecek?"
Dosyanın sonunda, rakamların markalar için ne anlama gelebileceğine dört notla baktık. Raporda bizi en çok düşündüren ayrıntı, insanların bozulanı onarmayı ve eldekiyle idare etmeyi yaratıcılıktan saymaması. Oysa bu beceri hemen her evde var: Büyükanneden kalan eski bir sandığı kendi elleriyle yenileyip salonun baş köşesine taşımak gibi. Bizce bu küçük anları görünür kılan bir marka, kendi hikâyesinden önce müşterisinin hikâyesini anlatmış olur. Ürün de o hikâyenin içinde kendiliğinden yer bulur. Merak edenler (%64) ile garantiyi seçenler (%68) neredeyse aynı oranda. Çoğumuz yeni bir şeye göz atıyor ama ilk adımda duraksıyor. Yeni bir kahve çeşidini büyük paket yerine küçük bir boyla denemek ya da bir ayakkabıyı "olmazsa iade ederim" rahatlığıyla sipariş etmek, bu duraksamayı aşmanın tanıdık yolları. Bizce deneme boyu, kolay iade ya da ücretsiz deneme gibi güvenceler, merakı ilk alışverişe çevirmenin en kısa yolu. Gençlerin %27'si kendini hayalperest, %25'i risk alan biri olarak görüyor. Aynı gençlerin %61'i, yaratıcılığı en çok kriz anında çözüm üretmenin beslediğini düşünüyor. Bizce gençlere seslenen markalar, onları yalnızca zorluklarla baş eden bir kuşak gibi göstermek yerine hayallerine de yer açtığında daha samimi duracak. Bir yarışmada yalnız sonucu değil fikri de ödüllendirmek ya da gençlerin yarım kalmış projelerine sahne açmak, bunun için iyi birer başlangıç olabilir. Raporun iş yerine dair verileri markaların kendi ekipleri için de bir not taşıyor. Kadınlardan daha çok yaratıcılık bekleniyor, ama planlanmamış bir fikri denemek için zaman bulabildiğini söyleyen kadınlar %57, erkekler %71. Bizce haftanın birkaç saatini plan dışı fikirlere ayırmak ve sonuç vermeyen bir denemeyi başarısızlık saymamak, bu farkı kapatmaya yardımcı olabilir. Pelin Özkan'ın da altını çizdiği gibi, yalnız varılan sonuca değil, o yolda öğrenilenlere de değer vermek gerekiyor.
Sıkça sorulanlar
Türkiye'nin Yaratıcılık Raporu hangi araştırmalara dayanıyor?
İki araştırmaya. Biri Veri Enstitüsü'nün Türkiye genelinde 1.200 kişiyle yaptığı "MediaCat Türkiye'nin Yaratıcılıkla İlişkisi" araştırması, diğeri BAREM'in 799 çalışanla yaptığı "Türkiye'nin Kurumlarında Yaratıcı İklim" araştırması. İlk sonuçları Pelin Özkan, Brand Week Istanbul'da sundu.
Raporun ana bulgusu ne?
Katılımcıların %99'u son bir yılda bozulanı onarmak ya da eksik malzemenin yerine başka bir şey koymak gibi en az bir yaratıcı iş yapmış. Kendini yaratıcı bulanlar ise %41.
Hezarfen'in hikâyesi raporla nasıl bağlantılı?
Pelin Özkan, uçuşundan sonra önce ödüllendirilen, ardından Cezayir'e sürgün edilen Hezarfen'i örnek verdi. Ona göre Türkiye kriz anlarında havalanmayı biliyor; mesele bu beceriyi kalıcı bir güce dönüştürmek. Raporda da katılımcıların %60'ı farklı düşünen birinin bedel ödediğine inanıyor.
Kaynaklar
- MediaCat, Veri Enstitüsü ve BAREM, Türkiye'nin Yaratıcılık Raporu; Pro İletişim aracılığıyla gelen haber · 5 Kasım 2026
- Mustafa Kaçar, "Hezarfen Ahmed Çelebi", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 17, s. 297 · 1998
TrendScoop TR · Dünyada konuşulan pazarlama, reklam ve tüketici hareketlerini Türkiye'den bakarak yorumlar.
Instagram'da takip et →



